Has Aşçıbaşı - Turkiye ve Osmanlı Mutfağı Sizi Cagiriyor

 

*** Çeşitli zamanlarda 60’ a yakın Ülkeyi tüm dünyanın hayranlığı karsısında adaleti ile himaye ederek bünyesinde barındırmış ecdadımızın bize lezzet ve kültür mirası Osmanlı ve Türk mutfağını dünyada layık olduğu yere taşıyabilmek için camiadaki birimleri ve kurumları, tüm saygıdeğer Meslektaşlarımı içinde olduğum bu yarışına davet ediyorum. Ödülümüz icraatlarımızla bu milli görev uğrunda en iyisi Olabilmek Hatta “OLMAK” Olsun ..! ilgili videoyu tamamen kendi resimlerimden bizzat hazırladım özellikle yeni nesil meslektaşlarımızın sonuna kadar izlemelerini tavsiye ederim.

 

***21. Yüzyılda Ülkemizin Tanıtımında Artık Mutfağımızın tarihi kültürel değerlerine, Türk şeflerine,  uluslararası standartlara sahip restoranlarımıza ve bilinçli işverenlerimize ciddi anlamda büyük ihtiyacı vardır.  Daha mükemmel bir gelecek için Özellikle mutfaklarımızda mesleki tercihini yapan “AŞÇILIK” sanatında kararlı akademik ölçülerle bizden daha profesyonel şekilde yeni yetişen sevgili meslek gönüllüsü kardeşlerimiz için kesinlikle biz Türk şeflerinin  sosyal, kültürel, mesleki açıdan çalışma ve basari örneklerimizi çoğaltmamız, bilgilerimizi her dönemde ve her açıdan personellerimizle paylaşmamız gerekmektedir.

 

***Dünya kamuoyunda ülkeler, sahip oldukları tarihi kültür değerleri , medeniyetleri, teknolojik ve ekonomik güçlerinin yanında mutfak kültürü ile de değerlendirilmektedir. Bir günde 3 öğün yemek yiyen  insanlar artık farklılık aramaya başlamışlardır. Bizim mutfağımız, tarihi lezzet miraslarımız ve bu alandaki zenginliğimiz ülke tanıtımımıza ciddi katkılar kazandırabileceği bir zamandayız. Özellikle turizm bölgelerinde bu fırsatı saygıdeğer meslektaşlarımız çok iyi değerlendirmelidir.

 

***Şu an yurdumuzun her bölgesinde bir çok restoran Osmanlı ve Türk mutfağı  olduklarını ısrar etseler de, gerçekte bir çoğu Osmanlı ve Türk mutfağı kültürünü yansıtmamaktadırlar. Özellikle uzak doğu ve Avrupa ülkelerinden gelen misafirlerimiz söz konusu restoranlarda Osmanlı ve Türk mutfağı bulmayı umut ederken yine şaşkınlık verici bir durum olarak kendi mutfaklarının farklı versiyonları ile karşılaşmaktadırlar. Bu üzücü durum onlar için şaşkınlık verici bir an olarak tatil hatıralarda kalmaktadır.

 

***Oysa bu insanlar tatil için tercih ettikleri bölgenin, kültür, tarih, mimari ve sosyal yaşam itibari ile farklılık değerlerini aramaya gelmiş, ziyaret ettikleri ülkenin konseptlerini keşfetmek arzusu içindelerdir. Yüzyılın dünyaya örnek, yeniden ayağa kalkmış, uluslararası kamuoyunda ciddi roller üstlenen ülkelerinden biri olduğumuz, mevcut kültürümüz, tarihi lezzetlerimiz, çeşitliliğimiz, kalitemiz, ile ülkemizdeki kültür turizmine Türk şefleri olarak daha ciddi katkılar sağlayabiliriz. Bu tanıtım katkısı sadece birimizin değil hepimizin menfaati ve vatandaşlık görevidir.

 

***Derneklere sadece üye oldukları yada toplantılara katıldıkları için aşçılarımıza herhangi bir başarıya dayalı olmayan madalyalar vermekten vazgeçmeliyiz artık. Unutmayalım son zamanlarda aşçılarımız bilgileri, tecrübeleri, sosyal ve kültürel mesleki zenginlikleri ile değil de hiçbir şekilde bir başarıya dayalı olmayan sayısız madalyaları ile ve yine ayni şekilde aldıkları mutfak duvarlarını süsleyen altın varak çerçeveli sertifika ve yine başarıya dayalı olmayan basari belgeleri ile övünmektedirler..! Sizce gerçek bilgimi yoksa gerçek başarıya dayalı olmayan ödüller mi, hangisi önemli ?

 

***Özellikle yurt dışına gitmemiş meslektaşlarım için soyluyorum; Gelişmiş ülkelerdeki ilgili aşçı dernekleri ve dergileri Türkiye’deki aşçı derneklerinin madalya, basari belgesi ve sertifika dağıtımı curcunası hakkında üzücü ve dalga geçilir mahiyette hakkımızda boynundaki madalyaların ağırlığından beli eğrilmiş göğsünde Türk bayrağı, ay yıldız armalı kambur aşçı karikatürleri çizmektedirler! Soruyorum size Bir insanın boynunda 15 tane madalyanın ne işi ve ne gereği var, neyi kime ispat etmek istiyorsunuz arkadaş..!

 

***Bu arada aşçılıkla ilgisi olmayan pazarcıya, eczacıya, şoföre, 50 tl karşılığında madalya verenleri de bir Türk şefi olarak kınıyorum..! Gerçekten bir başarıya dayalı olarak ilgili ödülleri veren dernekleri de  tebrik ediyorum. Ayrıca İlgili televizyon ve mesleki eğitim programlarında; hem bu meslekte duayen şef olduğunu iddia eden hem de yeşil tahtanın üzerinde sağında tavuk, solunda et, ortasında sebze, yine ayni yeşil tahtanın bir kenarında peynir doğrayanları da şiddetle kınıyorum..!

 

***Ana kalemde bir kaç çeşit makarnaları ile dünyayı sallamaya çalışan başka ülke mutfakları karşısında binlerce kat daha zengin tarihi lezzet miraslarımızı geliştirip dünya kamuoyuna tanıtmak veya farklı çalışmalarla tanıtmaya çalışmak Türk şeflerinin en önemli görevleri arasında olmalıdır. Başka mutfakları öğrenmek ayıp değildir ama keşfedilmesi ve öğrenilmesi gereken öncelikte ekmeğini yediğimiz Osmanlı ve Türk mutfağıdır.

 

***Diğer bir hususta sanki özel yemeğinin ismini yabancı dillerde adlandırma alışkanlığı almış başını gidiyor memleketimizde! Ben bir Türk vatandaşı ve Türk mutfağı şefi isem yemeğimin ismini Türkçe koymalıyım arkadaş. Ama başka dillerde onu anlatabiliyorsak  bu biz Türk şeflerinin kültür zenginliği olmalıdır. Ülkemizi, kültürümüzü, tarihimi, ulusal benliğimizi sevip değer veriyorsak Yemeklerimizin ismini de kesinlikle Türkçe koymalıyız.

 

Has aşçıbaşı & executive Chef | Ahmet Özdemir | Osmanlı ve Türk mutfağı | 03/10/2014

 

 Resmi Web Site | Instagram  | Linkedin  |  Twitter  | Facebook  | Google  | Academia  | Topuz-Kebab  | @-Mail